Âhiret

Âhiret, "âhir" sıfatı­nın müennesidir. Son ve so aki mânâsına sıfat olarak kullanılır. İslâm literatüründe ise "dâr-i âhire" (son ev) ve "hayat-ı âhi­re" (so aki hayat) ve "neş'et-i âhire" (son çıkma) terkiplerinin hafifletilmişi olarak isim olmuş­tur. Karşıtı olan dünya da böyle­dir. Âhiret kâh dünya, kâh ulâ (yüce, şanlı) karşılığı olarak da kullanılır. [41]

Âhiret, evvelin mukabili ve "son" manasındaki ahirin müennesi olup Kur'ân'da 110 âyette geçer. Ahir, evvelin aksidir. Bunun yirmi altısında müzekker, ve 'el-yevm' kelime­sine sıfat şeklinde 'el-yevmu'1-âhir' (son gün), dokuzunda dâr ile sıfat veya isim tamlaması halinde, 'ed-dâru'1-âhire' (son ikamet mahalli, so aki yurt). Bir diğer âyette 'en-neş'etu'l-âhire' (ikinci yaratılış) tarzında, 50 yerde de dünya ile (ikisinde dünya manasındaki 'ulâ ile) mukabele edilmiş olarak zikredilir.[42]

Câhiliye dönemi şiirlerinde, ahiret inancının işlendiği bazı beyitler nakledilmiştir. Bunlardan birisi Zubeyr b. Ebi Sülmâ'ya aittir. O, şöyle der:

"İçinizde olanı Allah'tan gizlemeyin, ne kadar gizleseniz Allah onu bilir, (yaptığınız işin cezası) ertelenir bir kitaba konulur. Ya hesap gününe saklanır veya hesabı çabuk görülür, hemen intikam alınır."[43] Görüldüğü gibi burada işlenilen "ahiret" inancı Kur'ân'ın getirdiği ahiret inancıyla aynıdır.

İkinci olarak 'ahiret' mefhumunu el-Musellem b. Reyyâh'ın şu beytinde görmekteyiz:

"Ben elimde olan malımı, dünya ve ahirete faydalı olarak taksim ettim."[44] Bu beyitteki malı dağıtma, İslâm'daki sadaka anlayışına ne kadar benzemektedir.

Bu iki beyitten de anlaşılıyor ki ahiret, ikinci bir hayat ve hesap yeri olarak câhiliye döneminde bazı çevrelerce biliniyordu. Ancak gerçekten, Kur'ân'ın "ahiret" mefhumuna kazandırdığı mana biliniyor muydu? Şayet biliniyor idiyse, bu inancın detayları nelerdi? Zira Kur'ân, Arapların ahiret inançlarıyla ilgili köklü değişiklikler getirmiştir.[45]

Âhiret, beş şekilde tefsir edilir:

1. Kıyamet/kalkış

"Muhakkak ki âhirete (Kıyamet Günü'nde ölümden so a dirilişe) îmân etmeyenler, caddeden sapmaktadırlar." [46]

"Âhiret ve evvel (dünya ve âhiret, başlangıç ve son) elbet Bizimdir." [47]

2. Cennet

"Andolsun ki onlar onu satın alan kimsenin âhirette bir payı (cennetten bir nasibi) olmadığını bili­yorlardı."[48]

"Onlardan bazıları, "Rabbimiz bize dünyada ver!" derler. Böylelerinin âhirette payı yoktur. " .[49]

"Rabbinin indinde âhiret muttakiler içindir." [50]

"İşte o âhiret yurdu (cennet) var ya, Biz onu yer­yüzünde ululuk/yücelik irade etmeyenlere ayırdık." [51]

"Âhirette (cennette) onun nasibi yoktur." [52]

3. Cehennem

"Ahiretten (cehennem azabından) çekinen ve Rabbinin rahmetini uman..." [53]

4. Kabir

"Allah îmân edenlere dünya hayatta ve âhirette (kabirde Münker-Nekir'in sorgulayacağı vakitte) [54] sabit söz üzere sebat verir." [55]

5. Ahır (son/sonuncu)

"Biz bunu âhiret millette (son millette, dînde, İsa'nın milletinde -ki o, Nebi'den (a.s) önceki ümmet­lere gelen milletlerin sonuncusu idi) işitmedik." [56]

"Derken âhiret va'di (sonuncusunun vakti: ken­dilerine va'd ettiği iki azâbtan sonuncusunun vakti) geldiğinde..."[57]


16.02.2009 tarihinden beri 3740 defa okundu. Son takip: 16.10.2017 - 09:18