Hacc

Hacc[23] sözlükte özel bir maksat ve niyet anlamına ge­lir. Bir şeye çokça gidip gelmek anlamındadır. İ'timar, "umre" ile aynı köktendir. İ'timar' da ziyaret etmek demektir.

Şer'î bakımdan hac ve umre, Beyt-i Şerîf'i bilinen şekilde ve ni­yetle ziyaret etmektir. Haccın özel bir vakti vardır. Umrenin yoktur. [24]

Kur'ân'da türeviyle birlikte 13 âyette geçen bu kelime, lügatta "kasdetmek, yönelmek"[25] gibi anlamlar ifade etmektedir. Yönelme manasıyla bu kelimeyi kullanan câhiliye şa'irlerinden el-Muhabbel es-Sa'di şöyle demektedir:

"Avf kabilesinden bir çok topluluğun, safran bitkisiyle boyanmış, (Hısn b. Bedr et-Temîmî'nin) sarığına yöneldiğine şahit oluyorum."[26]

Bazı tarihçiler, şiirde adı geçen, Zibirkân'ın her yıl hacca gidip, sarığını, Kabe'nin koku sürülmüş duvarlarına çokça sürüp sararttığını, hacca gitmeyenlerin ise gelip bu sarığa yüzlerini sürdüklerini anlatmaktadırlar.[27]

Câhiliye döneminde, hac biliniyor ve her sene edâ ediliyordu. Bundan dolayı "yıl"ın karşılığı olarak da "el-hıcce" kullanılıyordu. Hatta bundan türetilen "zu’l-hicce" hac ayı manasını ifade etmektedir. en-Nâbiğa bir beytinde şöyle der:

"Hac maksadıyla ziyaret ettiğim o yere yemin olsun."[28]

Görüldüğü gibi "hac" kelimesinin lügat anlamı mutlak yönelmektir. Ancak aynı dilde, yönelme manasında kullanılan "tevecehe" fiiliyle "hacce" fiilinin arasında fark olduğunu düşünüyoruz. Çünkü el-Muhabbel'in şiirinde de görüldüğü gibi, insanlar hacc yapan birine yöneldiklerinde, özellikle bu fiilin kullanılması dikkat çekicidir. Fakat normal birisi ziyaret edilecek olsaydı her halde "teveccehe", "zâre" veya daha başka bir fiil kullanılırdı. Diğer taraftan, hac mekânını kastederek oraya yönelen kimsenin hareketi de, bu hac fiiliyle ifade edilir. Bunu, yukarıda verilen Nâbiğâ'nın beyti te'yid etmektedir.

Netice itibariyle yukarıda sunmaya çalıştığımız manalardan anlaşılıyor ki, "Hac" iki dönemde de aynı manayı taşımaktadır. Ancak câhiliye dönemindeki ziyaret, hem Kabe'yi ve hem de putları içine alıyordu. Kur'ân'ın nüzûluyla bu ziyaret; sadece Allah rızasını kastederek, belli kurallar çerçevesinde edâ edilen ve İslâmî bir kongreyi hedef alan bir ibadet şeklini ifade eder olmuştur. Yani İslâm düşüncesinde "Hac", müslümanı bireysel şuurdan toplumsal şuura ulaştırmakla kalmaz, enternasyonal şuura yüceltir. Ve oradan evrensel kozmik şuura yükselterek varlık ve birlik sırrını gerçekleştirir.[29]

Kur'ân'ın genel düşünce yapısı çerçevesinde hac ibadeti değerlendirildiğinde, Kur'ân, haccın müşrik Arapların elinde gerçek gayesinden saptırıldığını belirtir. Ancak yine de bu ibadetin yeniden ihya edildiğini belirtmekle birlikte, haccın Hz. İbrahim'e dayanan bir ibadet olduğunu belirtir.[30]


16.02.2009 tarihinden beri 2155 defa okundu. Son takip: 19.08.2018 - 11:01