Yesnune sudurehum

[39]



(Yesnune sudurehum): Haktan dönerler/vazgeçerler/mu­halif olurlar ve ondan saparlar. Çünkü bir şeye yönelen herhangi biri ona göğsünü/sinesini yöneltir. Ondan uzakla­şıp sapan kişi ise göğsünü ondan sakındırır/engeller (göğ­sünü ona yöneltmenin zıddı olarak sırtını döner) ve ondan yüz çevirir. [40]

(Yesnune sudurehum): Kelbî; (Allah), göğüslerinde olan kini, düşmanlığı gizlerler, diyor, dedi. [41]

... Resulullah (as)'m yanından geçtiklerinde göğüslerini ondan çevirirlerdi/ondan yüz çevirirlerdi. [42]

(Yesnune sudurehum): Yani içlerindeki düşmanlığı giz­lerler ve kalplerim senden sakındırırlar/seni umursamazlar. [43]

Burada sözü edilen kimseler Hz. Muhammed'in getirdiği mesajın Allah'tan olduğuna inanan kimseler olmadığına göre, bunların "kendilerini Allah'tan gizlemelerinin, bu anlam örgüsü içinde olsa olsa bir tek anlamı olabilir ki, o da, onların Allah'tan gelen hakikat çağrısına karşı kendilerini kapalı tutmaları, bu çağrıya kulak vermekte isteksizlik göstermeleridir. Ayette bu, veciz ve mecazi bir üslup içinde dile getirilmiştir. Bu, aynı zamanda, "kalplerini (lafzen, gö­ğüslerini, sinelerini) kat kat örtülerle örtüyorlar" ifadesine de açıklık getirmektedir. Bu son ifadeyle, sözü geçen kim­selerin akıllarını ve kalplerini batıl inançlarla, hurafelerle örtmüş oldukları ve bunun da kendilerini manevi gerçekle­re karşı kapalı ve duyarsız kıldığı belirtilmektedir. [44]

...Bu (ayet), kafirler hakkında nazil olmuştur. Resulullah (as) ile karşılaştıklarında göğüslerini (ona yönelmek­ten) alıkoyarlar (onu gizlerler ve saklarlar) ve ona sırt dö­nerler. [45]

Müfessirlerin "yesnune sudurehum" ibaresine verdikleri anlamları şu şekilde toparlamak mümkündür,

a- Haktan vazgeçmek/dönmek/muhalif olmak,

b- Haktan yüz çevir­mek,

c- Göğüslerindeki mevcut kin ve düşmanlığı gizle­mek,

d- Kalplerini hakka meyletmekten alıkoymak,

e- Sır­tım dönmek,

f- Umursamamak vs.

Görüldüğü gibi müfessirler bu tür anlamları öne çıkar­makla ibareye mecazi bir yorum katmıştır. Ancak, aynı şeyi mütercimlerin yaptığını söylemek zordur.

Elmalı: Göğüslerini büküyorlar.

Lisanımızda "göğüs bükmek" tabiri pek kullanılmaz. Fa­kat malumdur ki bir topluluk içinde bakanlardan gizli bir şey yapmak isteyen bir kimse göğsünü büker, sırtını döner. Nite­kim gocunduğu bir kimseye rastladığı zaman da kişi yüzünü saklamak için aynı şeyi yapar. Allah'ın kelamından "Allah'tan gizlenmek için göğüs bükmek, 'haktan yan çizip kaçınmak' de­mektir. Aynca bu tabir, dıştan iyi görünüp, içinden münafık­lık/mürailik etmek manasından kinaye de olabilir.

Çantay ve A. Öztürk: Göğüslerini dürüp bükerler ...

D.İ.B., Atay:...iki büklüm olurlar ...

Bilmen, Ateş, Y. Öztürk, Varol:.. .göğüslerini bükerler.

Yavuz:... göğüslerini haktan çevirirler, arkalarını döner­ler.

Davudoğlu:... göğüslerini çeviriyorlar ...

Bulaç:... göğüslerini büker (Haktan kaçırıp yan çizer)ler.

T.D.V.: ...göğüslerini çevirirler (gönüllerinden geçeni giz­lerler).

Koçyiğit: (Karınlarına birleştirecek şekilde) göğüslerini eğmektedirler.

Hizmetli, Piriş: ...iki büklüm oluyorlar.

Muhatab açısından düşünüldüğünde, görebildiğimiz ka­darıyla, en anlaşılır tercümeler Elmalı, Yavuz, Bulaç ve bir yönüyle de T.D.V.'nin tercümeleridir. Merhum Elmalı'nın dipnottaki açıklamaları, ifadenin anlaşılmasına engel olabi­lecek her türlü tereddüdü giderecek niteliktedir. Yavuz'un, ayetin mecazi anlamını doğrudan tercümeye yansıtmış ol­ması, Bulaç'ın bunu parantez açarak ihsas ettirmesi olduk­ça güzel ve yerinde tercüme örnekleridir.

T.D.V.'nin tercümesindeki parantez içi ifade ise müfes­sirlerin konuyla ilgili -zayıf da olsa- görüşlerinden birine tekabül etmesi hasebiyle doğru kabul edilebilir.

Diğer mütercimlerin tercümelerinin iki farklı şekilde ol­duğunu görüyoruz:

a) Göğüslerini bükmek: Elmalı'nın da belirttiği gibi bu tabir Türkçe'de kullanılmıyor. Bu gerçek, sadece merhum Elmalı'nın yaşadığı zamanla ilgili bir durum değildir. Bila­kis, bugün de böyle bir tabirin kullanılmadığı bir gerçektir ve aslında bu tabir, "elle tutulur/kayda değer" hiçbir anlam ifade etmemektedir Böyle bir tercüme formunun birçok mütercim tarafından rağbet görmesinin sebebi sanırım bü­tün bunların sözbirliği etmişçesine yesnune, fiili için "bükü­yor" anlamını tercih etmeleri ve bu fiilin diğer anlamlarını gözardı etmeleridir. Oysa ki birçok muteber sözlüğe bakıla­cak olursa söz konusu fiilin; sakındırmak, engellemek, ön­lemek gibi anlamlara da geldiği görülecektir. Davudoğlu'nun "göğüslerini çeviriyorlar" şeklindeki tercümesi hiç­bir mecazi boyutu haiz olmamasına ve ayetin deyimsel an­lamını ifade etmemesine rağmen "göğüslerini bükmek" şeklindeki tercümeden daha mantıkidir.

b) İki büklüm olmak: Çok yaşlanmak, dik duramayacak hale gelmek, yaşlılıktan kamburu çıkmak gibi anlamları ifa­de ettiğinden, ayetin anlamını doğru bir şekilde yansıtma­maktadır.

Sonuç olarak bizce "yesnune sudurehum" ifadesi şu şekil­lerde tercüme edilse daha faydalı olur:

- Yüz çevirirler.

- Yan çizerler.

- Umursamazlar.

- Sırt çevirirler.

- Görmezden gelirler, vb.

Örnek:

İyi bilin ki onlar, O'ndan gizlenmek için sırt çevirir­ler/görmemden gelirler. Halbuki Allah, örtülerine büründükleri zaman dahi gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilir.Şüphesiz O, kalplerin özünü bilendir.


16.02.2009 tarihinden beri 1906 defa okundu. Son takip: 17.02.2019 - 09:55